Çarşamba, Ağustos 8

yeni hayat

zaman aslında nasıl ilerliyor... bilmiyorum.. bazen hiç geçmeyecekmiş gibi geliyor herşey.. bu mutlu an, yıllarca sürecek..ya da bu derin acı ölünceye dek.. sınav hiç bitmeyecek gibi, oysa bir bardak su çoktan tükendi bile.. ben aşkı derin yaşadım..öyle sandım ya da bilmiyorum. aşkı sevdim..aşkı seviyorum. beni maymuna çeviren de o, güzelleştiren de.. 11 yıl platınik sevmek benim için aşkın ne olduğunu, değerini, yanlışlarını,doğrularını belirleyen bir süreçti. bir çift göze onu terk etmek ise aldatmanın...hem aşkı, hem kendimi..
ben aslında hep platonik sevdim, kimse aşık olmadı bana. mış gibi davrananlara inandırdımkendimi kimi zaman..hatamı farkettiğimdeyse, yolun sonunda buldum kendimi.
ve şimdi... kapımda bekleyen ne, onu da bilmiyorum. sadece seyrine bırakmayı tercih ettim.. ilk defa sevilmenin nasıl bir duygu olduğunu öğreniyorum.. aşkı sevdirenden.. aşkı yeniden öğreniyorum.. bir yanımda o..diğer yanımda ölüler...
korkuyorum, ama korkusuzca davranıyorum. elinden tuttum.. ilerliyorum.. artık durup beklemek istemiyorum..

Çarşamba, Temmuz 25

yazlık alışveriş

yook öyle bikiniydi, dalış takımıydı bilimum tatil alışverişi değil. bütün yaz düğün koşturmacasında geçti çünkü. ardından da malum ramazan..
dolayısıyla alışveriş düğünlere ithaf edildi. mangodan harika bir elbise ve ayakkabı aldım diyarbakırdayken. ne var ki elbisenin sadece xs bedeni kalmıştı ve fermuarı bozuktu. neyse fermuar değiştirme artı nisandan beri verilen 4 kilo sayesinde o sorun ortadan kalktı.ayakkabıyı da 39 büyük geldi 38 giyerim zaten diye 38 aldım ama her giydiğimde düz taban oldum. e topuk 10  cm olunca... keşke 39 alsaydım ama geçtiii.... elbiseüzerine muhteşemkoton indirimlerinden aldığım ceket le kombin tamamlandı. sıra geldi makyaja... benim makyaj tarzımı beğenenler coktur. herkes kuaförumu sordu ellerimi gösterdim ;) makyaj malzemelerimi de yine diyarbakırdan temin etmiştim . sadece güneşkremini vandan aldım. pure beauty marka fondoten ve pudrayı akne problemi yaşayanlara tavsiye ediyorum özellikle. her ne kadar blogu okuyan olmasa da :) rimmel'in ürünlerini gördüğüm blogu unutmuş olabilirim ama  yeni ürünleri olan krem likit ve allıktan cok memnunum. yine pure beauyt'nin temizleme jeli harika. hem temizleme jeli hem maske olarak kullanabiliyorsunuz ve siyah noktalar isyan bayrağını çekiyor. son olarak yine akneli ciltlere özel solante güneş kremi sayesinde şiş olan sivilcelerim yok olmaya yüz tuttu. bunlardan evvel reklamı yasak olan bi şirketin aloe vera ürünlerini kullanıyordum.. marine mask'ı depremde kaçıraadıklarım arasındaydı henüz kavuştuk.ve tabi ilk yardımlarda vazgeçilmezi aloe vera sprey ve jel bu hafta çok lazım olunca ilk fırsatta gidip aldım. salata yapayım derken işaret parmağımın tırnak dahil yarısını uçurunca aklım başıma geldi. şu an uyuşuk, hissizbi parmağım var.

gelelim yazlık kitaplara:

yarım bıraktığım soner yalçın kitabım var. şimdilik kleopatra'nı kızı!nı okuyorum(michelle moran). geçen yıl ramazanda hürrem'i okumustum da filmi çıkmıştı, bunun da çıkar mı acaba :P sırada bay pipo, mit'in gizli tarihi, malcım x ve ali ural kitapları var tatlı tatlı bakıyorlar bana :) tembelliğim geçince okiicim inşallah. okul , özellikle tayinler için gün sayıyorum. umarım il dışı'ndan giderimmmm.. tatilsevmez bi insan olarak tatilsiz bi iş istiyorum ve bir aralar duyduğum "yazın da okul olacak" dedikodularının gerçekleşmesini bekliyorum. tamam tatil candır ama tatil yapabilene.. :( tamam yaz okulu diye bi şey var ama ramazan olmasaydı kaçırmazdım. zorunlu olursa o da can :) bu ara kendimi seviyorum ve öpüyorum mmmmah!

Cumartesi, Temmuz 21

nasıl bilirdiniz???

çocukluk dönemlerimi düşünüyorum da.. klasik ama ne güzel saftık. hiç bir şeyden haberimiz yoktu. iskeletlerden, hayaletlerden korkulur sanırdık. insan ırkını dost canlı türü olarak bilirdik. ben bu konuda ilk hayal kırıklığımı ilk kez telefonum olduğunda yaşadım. telefon, bilgisayar, internet , çok çeşitli tv kanalları... derken insanların aslında bambaşka olduklarını gördük zamanla. hele ki şu internet yok mu! tertemiz diye tanıdığımız insanların gerçek yüzleri yavaş yavaş çıkmadı mı meydana. kuzenlerimize kadar kimin ne mal olduğunu facebook illeti sayesinde öğreniyoruz. hani teknomanyak bi insan olmasam bırakcam anasını satayım da bulaşmış oldum bi kere!
ben kolej mezunuyum , her yerde de soylemem. çağdaş ya da sıradan bi kolej değil. anlarsınız ya o kolejlerden işte. dolayısıyla okuldan tanıdığım kim varsa mutaasıp insanlardı. bugun bakıyorum yine face kardeş(!)ten neler neler.. dudağım uçukladı diyemiyorum artık ötesine geçmiş durumda şaşkınlığım. tamam çağımız modernmiş falanmış filanmış ayağına bi çok şeye gözyumar olduk. tamam ben de bozuldum unv den sonra özellikle. ama arkadaş sen karşındakine ,üstelik sormadığı halde nasıl sübyancılık yaptığını neden anlatırsın ki hem de bu kadar rahat bi dille! OHA TÜRKİYE OHA! unuttunuz galiba ecdadınızın mezhebini! bu hızla genişlemeye devam ederseniz batının küçük o....ları olacaksınız bilmem farkında mısınız?! onlar gün geçtikçe adam olurken çoktaan aramıza ektikleri tohumların meyvelerini alıyorlar ya.. ya ibne oluyoruz, ya kabil. hazır ramazan da gelmişken oturalım çekidüzen verelim kendimize fena mı.

ayrıca müslüman ülkenin, nufusunda dini islam yazan cocukları; ne zamandan beri dine de düşman oldunuz???  tamam sen oruç tutmuyon eyvallah beni hiiiiiiiiiiiiç alakadar etmez de. bi zahmet insanın gözune sokma yediğini içtiğini. biz oruç tutuyoz da onun edebinden kalan 11 ayda yiyip içtiğimizi fakirin gözune sokmamayı öğreniyoruz. ya paylaş ya ağzını kapa. kalkıp da ne diye "aman ramazan geldi sigaranızı sokakta içmeyin linç ederler" gibisinden saçmalıklarla adamın ashabını bozuyonuz anlamış değilim. komunist arkadaşım var  , sayesinde siyasetten neden nefret ettiğimi hatırladım. haa benim bildiğim kominizmde paylaşmak esastır mesela. bu arkadas hem sömürgeci hem paylaşmaktan aciz. bu nasıl komunizm anlamıs değilim. tabi ramazan ramazan tasımı en cok artıran arkadas da kendisidir ki zikr ettim bu kadar burda. ulan ben senin cehaletini de... bilgiliyim diye ortalarda dolaşan g....tünü de....! nokta bitti! ramazanın ilk gununden gunaha girdik!

Cuma, Temmuz 13

-1

bayanların çoğundan "erkek olsam kaçırmazdım seni!" cümlesini duymus olmama rağmen, çok az erkek sevdi beni.. onlardan birinin bugun ölüm haberini aldım. haberi verenler gerçeklikpayının yuksek olduğunu soylerken, ben hala yalan haber olduğuna inandırmak istiyorum kendimi... ben onu sevmemiştim.. öyle sevmemiştim en azından. yine de üzülürüm.. ama esas korkum... yok dillendirmek olmaz.. allah muhafaza!

Perşembe, Temmuz 5

ceyiz.

Düğün sezonu açıldı yine, evlenen evlenene.. hayatta evlenmem, diyenlerin kinasini yaptık çoktan. Dün çeyiz düzelttik. Gelinimiz var.
Bohcalar acildi, utulendi ,yerlestirildi birer birer sandığa.. yıllardır ilk defa annem hevesle baktı gözlerime. Dogdugumdan beridir hazırladıkları geçti aklından birer birer. Ilk defa gelin olmayı isteyebilecegim günlere yakın hissetti kendini. Özenle dikti gelinin yorganini.sayarak koydu herşeyi kolilere.. teyzesinin canı mutlu ol inşallah , dedi ona.. diğerleri bana dikti gözlerini . Darisi dez'in başına dediler. Sakladım gozlerimi. Daha elimi surmedigim , gormedigim ceyizim coktan kana bulandi diyemedim. Uzerine kalbimin kanını, aşka dair her şeyi son damlasına kadar akittim....diyemedim.. annem sevgiyle, hasretle baktı bana, ben dudaklarimi dayadim yanaklarina.. hayırlısı , dedim, sustum sadece...

Salı, Temmuz 3

"o "adam..

kendini kaptırmıştı adam.. güzelliğin diyordu ama sebep başkaydı belliki.. sarhoştu adam.. çok fazla oksijen yutmustu kız dinliyordu gulumseyerek hoşuna gitmişti esrarengiz adamın sözleri sahte ilgisi.. şiir gibi susuyordu adam.. şiir gibi konuyordu..şiir gibi ağlıyordu ..
"şu anı yaşıyorum senle
ileri de belki tarihte yer alacak sen evleneceksin evinin kadını olacaksın uzaklara gideceksin çocuğun olacak belk, bir yerde karşılaşacağız gözlerinden tanıyacağım belki ellerindne belki dudaklarında bir gülümseme olacak sonra uçup gidecek" diyordu.. kız içinde kahkahalarla gulumsemeye devam ediyordu.. ev ha?çocuk ha? benim çocuklarım 4yıl önce birinin avcunda öldü diyemedi..

Pazar, Haziran 24

kızıl saç bile yakışmadı...

ooo niiyorkkk

new york'tan kuzenim gelecek.. ne istesem ki???????????????????????????????

Cumartesi, Haziran 23

kınayı getir aneyyyyyyyyyyyy!

bety'i geçen hafta gelin ettik. diyarbakır'a gittim o nedenle. Allahımmm o nasıl bir sıcaktır?! Ahmet var bizim kanka,onun tabiriyle "kendi terimizde yüzdük". baya hüzünlendik , allah mesut etsin inşallah. derken dün oluşumu da evlendirdim:D sıfatsız'ıma eş aldım adı sultan. yani mydepo'nun kızının adı. bizimki çok tüy döküyordu bu yıl. kuşcunun dediğine göre eş lazımmış. aldık getirdik . sıfatsız pek sevdi sultanı. tüyleriyle oynadı durdu da sultan hanım kaçıp duruyor. gece bi ara baktım oluşumda bihaller .. aldım elime ki ne göreyim, kanadı kanamış! sebebini çözemesem de sultana kızdım o yapmış olabilir. 3 yıldır tek sorunu burnunu severken morartmam olmuştu çünkü :( neyse az daha bekleyeceğim, anlaşamazlarsa oluşumun ikizi olan sultanı geri götüreceğim. cadoloz nolacak!

Pazartesi, Mayıs 28

ellerine sağlık sevgili 2

yıllardır yaşımdan daha genç gösterdiğim söylendi.. 20 den sonra hep 18 lik sanıldım.. bu yıl bunca şey yaşadım, bana mısın demedim de... gözlerime hediye ettiğin çizgileriçin sonsuz sevgiler(!) sevgili!

ellerine sağlık sevgili..

şöyle bol yağmurlu, bol yeşilli.. evet memleketim gibi.. ama trabzon değil, hiç görmediğim bi yer belki.. insandan uzak bi yayla evi.. bi kömür sobası.. sınırsız sigara..ve su... başka şey istemiyorum.. bu ara tek ihtiyacım olan bunlar. yiyeceğe ihtiyacım yok.. gitti madem giden benden, cesedim de hayallerim, sevinçlerim kadar zayıf olasun.. çok şey istemiyorum artık.. hiçbir şey istemeyinceye kadar devam edecek listem azalmaya ama henüz o kadar değil... çok şey mi istiyorum yoksa?

Pazartesi, Mayıs 21

köyden indim şehre

çok şey yazacaktım aslında.. ancak cümleler oluşturmak istemeyen kelimelerimin hepsi bir yana kaçıyor artık. "hani artık susacaktın!" diye bağırıyor umut az öteden.. artık onu cümlelerimden uzak tutmaya söz veriyorum sonra.. hepsinin arasına nifak tohumu eken o pis kelimeyi! elimi uzattığım gibiensesinden yakalıyorum "uzak"ı . "gel bakalım yanıbaşıma biriciğim.. " her daim sevdiklerimin yakasına iliştirdiği kelime.. sırf bu yüzden, onlar yuzunden, çirkin değil şirin gibi görünen.. "bak seninle bir anlaşma yapalım, artık seni ben takayım yakama..ben herkese uzak olayım, özleyen değil, özelenen olayım" diyorum ona. sonra burnuma tereyağı kokusu geliyor.. hani insanlara köylerinihatırlatıp, gözlerini dolduran o koku vardır ya.. ben sevmedim düşlerimden uyandıran bu kokuyu! çünkü özleyecek bir köyüm yok! köy gibimahallem var benim , uzaklardan beni uzak tutan.. herkes köy özlemi çeker ya... ben şehrin özlemindeyim...uzağın.... dün gece, neredeyse tüm yılımı kendisni için feda ettiğim birinden daha tokat gibicümle duydum:"senden nefret ediyorum!" oysa sevsin diye neler yapmamıştım, ne fedakarlıklar...tüm yıl hem de.. ailemi bi yanıma onu bi yanıma almıştım.. dost olabileceğimizi düşünmüştüm.. o ise herkes gibi ihtiyaç anında kullanıp attı beni kanlı bir yara bandı gibi.. küfür filan etmedim ona, hayır hayır, kızdıracak bir şey de söylemedim. sadece" nasılsın?" deyiverdim.. anlattı yine uzun uzun.. bitmek tükenmek bilmeyen şikayetlerini anlattı.. insanlara olan nefretini anlattı.. ve nihayetinde ağzından o cümleyi kaçırıverdi... "SENDEN NEFRET EDİYORUM!" neden? ,diyebildim sadece şaşkın şaşkın... öyle işte..sevgilime de söylüyorum ya zaman zaman ondan soyledim... iyi de sen sevgilinden zaten nefret ediyorsun?... aman boşver... uzak... uzak... uzak olmak istiyorum.. kimsenin benden haber aLamayacağı, ulaşamayacağı bir uzaklıkta, zaten yıllardır tek dostum olan "yalnızlıkla" beraber "mutlu" mesut tüketmek kalan ömrümü...uzak....

Cumartesi, Mayıs 19

bile bile bile...

o kadar bıkkınım ki, alışveriş bile yapmak istemiyorum! nasıl kurtulacağımpeki bu durumdan?! offffffffffff!

Çarşamba, Mayıs 16

KIL OLDUM ABİ BLOGLARIM!

yeni yazı yazmadıklarında KIL olduklarım var! hiiiiiiiiiiiç kusura bakmayın rızacım! siz yazmayınca canım skılıyor! PENE MYDEPO CREEP LEY-LA

tırıs pırısss

yine ağzımı açtığım için pişmanlığımın tavan yaptığı günlerden biri.. insanlar benianlamıyor,diyemeyeceğim anlaşılan ben onları anlayamıyorum.. her defasında yanlış anlaşılmak benim hatam olsa gerek.. sus! sus diyorum da kendime,konusturuyorlar yine anasını sattığımın.. nedennn bu kadar yalnız olmak zorundayımmmmmmmm?! neden herkese herşeyimi vermeye bu kadar açıkken, herşeyimi alıp gidenler beni bırakmayı tercih ediyor?? neden şu zamana kadar tek düşmanım yokken şimdisayı her gün artıyor??? pas...pas...pas... van'a burger king açıldı.. havası değişti yeminne.kendimi ankaraada neym hissettim.. iyi oldu.. hoş oldu.. esnafa taş koydu gibiama olsun hakkımızdı artık hem ucuz hemkaliteli mekan.. sigaraya zam gelecekmiş! "sigara içmekiçin bile zengin olmak lazım bu memlekette" diye bir tivit okudum, hakkaten öyle. lan bırakın bari efkarımızı doya doya yaşayalım! imanımız gevredi şu memlekette resmen yeav! isteyen doyumsuz desin ama , başka illerde deprem olunca 18 ay depremtazminatı verilip de neden burda 4 ayda kesiyorlar?? toparlandı mı sankibu memleket? yok yooook adamdan saymıyorlar! zati toki falan da yalan oldu bize!of! ne zaman doğrulacak belimiz ! çalıkuşu olmak istiyorumm.. başka memleketlere gitmek... okul,insanlar, yıkımlar... yoruldum çokkkkkkkkkkk......... yalnızım daha daha çok......... ne kadar çok düğün var bu yaz offf.. hangi birine yetişeceğim.. hayır parasından geçtim, nasıl kaldırcam büvvvv ben de insanımyav.. yok mu beni akıl hastanesine yatıracak bi hayırsever.. depresyon ilaçları da işe yaramıyor artık =((((((((

Çarşamba, Mayıs 9

saçmalardan seçmeler

evde ekmek olmadığını, yumurtayı pişirdikten sonra farkettiyseniz... SİZ DE BALIK KRAKERLE YİYİN ARKADAŞIM! HER ŞEYİ DE BİZ Mİ SÖYLEYELİM YANİ?!

The One That Got Away..

Pazartesi, Mayıs 7

karadeniz kafası!

bizim kökler karadenize bağlıdır. soranlara trabzonluyum derim hep.. şimdi damar karadeniz damarı olunca, kafa da oyle çalışay da. pratik çözümlerimin en olmadık zamanlarda en olmadıkşekillerde ortaya cıkması hep takdir görmüştür. belki deneyen olmuştur da bu ara sık kullandığım çözüm: * şayet acil evden cıkmanız gerekiyor veya ütünün bulunmadığı bir yerdeyseniz ve gömleğinize ,kıyafetinize bir ayar çekmeniz gerekiyorsa, üstünüze giyin saç kurutma makinesiyle -kıyafeti germek suretiyle tabi- kırışıklıkları açın.. ta daaa 5 dk içinde hazırsınız =) tabii buna aşırı kırışıklıklar ve bazı kumaşlar dahil olamıyor. kotumu ütüleyemedim mesela bugun bu yöntemle =) bir de şansım sağolsun tam parayı çekerken elektrik gitti ve param atmde sıkışık kaldı. bu yüzden yanımda cımbız bulundurmanın nasıl bi avantaj olabileceğini kavramış bulundum. haa bir de cüzdanda ne olursa olsun telefon munarasını bulundurmalıymış insan. ben değil de arkadaşım cüzdanı düşürmüş, sağolsun bulan da içinde puk kod neym yazan karttan arayıp ulaşmış. biz de çıkar şu gereksiz şeyi cüzdanından diye söyleniyorduk olaydan 3-5 gün önce.. artık benim de var.. olur da bi vicdan sahibi de size denk gelir.. ööööyle maksat yazmak olsun işte . nasılsa okuyan yok.. pffff.. hadi bana iyi geceler madem. öpüyorum kendimi alnımdan mmmah!

mesajımı almıştır o!

Cuma, Mayıs 4

bazenler..çoğalıyor bazen..

çok yıl, çok anı demek. anı için yanyana olmak şart değil ya.. insanı geçmişe en çok kokular ve şarkılar götürür.. ya da ortak sevilenler.. sıla da onlardan biriydi..

Çarşamba, Mayıs 2

I should know that you're not gonna change

You change your mind Like a girl changes clothes Yeah you P.M.S. Like a bitch I would know And you over think Always speak cryptically I should know That you're no good for me 'Cause you're hot then you're cold You're yes then you're no You're in and you're out You're up and you're down You're wrong when it's right It's black and it's white We fight, we break up We kiss, we make up You, you don't really wanna stay, no You, but you don't really wanna go, oh 'Cause you're hot then you're cold You're yes then you're no You're in and you're out You're up and you're down We used to be just like twins, so in sync The same energy now's a dead battery Used to laugh 'bout nothing Now you're plan boring I should know That you're not gonna change 'Cause you're hot then you're cold You're yes then you're no You're in and you're out You're up and you're down You're wrong when it's right It's black and it's white We fight, we break up We kiss, we make up You, you don't really wanna stay, no You, but you don't really wanna go, oh Someone call the doctor Got a case of a love bipolar Stuck on a rollercoaster Can't get off this ride You change your mind Like a girl changes clothes 'Cause you're hot then you're cold You're yes then you're no You're in and you're out You're up and you're down You're wrong when it's right It's black and it's white We fight, we break up We kiss, we make up You, you don't really wanna stay, no You, but you don't really wanna go, oh 'Cause you're hot then you're cold You're yes then you're no You're in and you're out You're up and you're down, down, down, down...

geçerrr!!!

Hep geçer diyorlar ya olric.. Sence geçer mi ? -Geçer elbet efendim; bazısı teğet geçer, bazısı deler geçer, bazısı deşer geçer,bazısı parçalar geçer. Ama mutlaka geçer ... Oğuz Atay

Çarşamba, Nisan 25

DEZ kızım lafım sana, vur kafana!

büyük hatalar ve büyük felaketler insana aklını başına alma fırsatı ve bazı sıkıntılar veriyor, ki bunların ardınan insan "bir daha yapmayacağım" adlı bozulmak üzere verilen sözü söyler.. "bir daha erkeklerle konusmayacağım, bir daha kimseyle dost olmayacağım, bir daha kimseye sır vermeyeceğim, kimseyi umursamayacağım, aynı kuyuya düşmeyeceğim.." falan filan
çok büyük hatalar ve felaketler ise direkt olarak insanı uçurumdan attığı için cümleler kurarark vakit harcamak yerine direkt olarak aklı başa toplama durumu söz konusu oluyor. haa bu sadece oğlak burcunda mı boyledir yoksa adı dez olan kişilerde mi bilemeeeem..
velakin şu genç yaşımda ruhumu kocamış dişsiz , halsiz, hasta bir nineye çeviren hayat beni aileme bağladı ya bari buna şükür...
geldim, gördüm, gidiyorum.. yolun sonu için adım sayıyorumda ne fayda(çıkışmıyor param melek, yürüyerek geliyorum sabret!/kolo)... anladımki... demiyorum artık, biliyorum ;
kural 1) ana gibi yar olmaz! anandan başkasına sırtını dayama, kucağını açma, gözyaşını gösterme!
kural 2) herkesi kendin gibi sanma, çok arkadaşın olsun ama dostun asla! (hakiki dostluğu bulmussan eyvallah, onu da bırakma bk:mydepo)
kural 3) kendinden nefret etmeyi bırak,egoist oldemiyoruz ya, kendini sev.kendin için yaşa
kural 5) TAVİZ YOK!TAVİZ YOK!TAVİZ YOK!


Salı, Nisan 17

kolpa'dan son günlerimin şarkısı.. her kelimesiyle içime işle nakışşş nakışşş

alıntı

face'de karşışaltığım bir yazı.. sadece evlilik değil, ilişkiler için de geçerli bir durum. hepimizin farkında olduğu ama sürekli unuttuğu..


"Bu akşam eve geldiğimde Eşim Akşam yemeğini servis ediyordu. Elini tuttum ve ona söyliyeceğim şeyler olduğunu söyledim. Masaya oturdu ve sessizce yemeği yemeye başladı. Ve yine Gözlerinde o korkuyu gördüm.

Bir an da kasıldım ağzımı acamıyordum ama düşüncelerimi söylemem lazımdı. Ben boşanmak istiyorum. Sinirlenmedi Sözlerime karşılık vermedi, sadece sebebini sordu.

Bir cevap veremedim ve buna çok sinirlendi elinde ki Çatal Bıcakları fırlattı. Bana bağırdı ve Adam olmadığımı söyledi. Bu akşam tek kelime konuşmadık. Eşim bütün Gece ağladı. Farkındaydım Evliliğimiz ne olacağını merak ediyordu, ama onu tatmin edecek birşey söyliyemiyecektim. Ben jane'e aşık oldum, eşimi sevmiyorum artık.

Bu vicdan azabıyla bir Evlilik sözleşmesi hazırladım, Evi, Arabayı ve Şirkettin 30% ona vercektim. Sözleşmeye kısa bir süre baktı ve yırttı. 10 yıl hayatımı paylaştığım bu Kadın bana yabancı olmuştu. Onun harcadığı zamana ve enerjiye üzülüyordum, ama geri dönemezdim, Jane'e çok aşık olmuştum. Sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı, bu benim beklediğim bir tepkiydi. onun ağlaması benim hafiflememe sebep olmuştu. Bir süredir aklımdan geçiriyordum boşanmayı, bu fikir bende saplantı haline gelmişti ve şimdi bu duyguyu daha da güclü hissediyordum ve doğru karardı.

Bir sonra ki akşam eve geç gelmiştim ve Eşimi Masada yazı yazarken gördüm. Çok uykum vardı ve Akşam yemeğini yemeden uyumaya gittim. Jane ile geçirdiğim o kadar saat beni yormuştu. Bir ara uyandım ve onu hala yazı yazarken gördüm Masa da. Ama bu benim Umrumda değildi ve başımı cevirip uyumaya devam ettim. .

Ertesi sabah bana Şartlarını yazı halinde sundu. Benden hiç birşey istemiyordu, sadece boşanmamızı ilan etmek için 1 ay müsade istedi ve bu zamanda normal bir Aile gibi davranmamızı istedi. Bunun sebebi Oğlumuzun 1 ay sonra Sınavların olması ve bu dönemde ona bu yükü bindirmemekti. Bu kabul edilebilinir. Birşey daha vardı, benden onu Evlilik Gecesinde onu kapıdan içeriye nasıl taşıdığımı hatırlamaktı, ve 1 ay boyunca her sabah onu Yatak odasında Kapıya kadar taşımamı istedi. Kafayı yediğini düşündüm, ama son günlerimizin iyi gecmesi acısından, kabul ettim.

Sonra bu şartlardan Jane bahsettim, yüksek ses ile gülüp bunun çok sacma olduğunu ve eninde sonunda Boşanmayı kabul etmek zorunda kalacağını söyledi.

Eşimle boşanma konusunu açtığımdan beri Fiziksel temasda bulunmadık. Bu sebepten ilk gün onu kucağıma alıp kapıya götürdüğümde tuaf bir duygu yaşadım. Oğlumuz arkamızda duruyordu ve alkış yapmaya başladı 'Babam Annemi kucağında taşıyor' bu onu çok sevindirmişti, Sözleri canımı acıtmıştı... Yatak odasından Evin Kapısına kadar 10 metre taşıdım. Eşim gözlerini kapatı ve kulağıma'Oğlumuza boşanmamızdan bahsettme' diye fisildadı. Bende başımı öne eğerek tamam dedim, ve içime bir üzüntü çöktü. kapı önünde onu bıraktım Eşim Otobüs durağına gitti ve onu İşe götürecek olan Otobüsü bekledi. Bende tek başıma Ofise gittim.

2. gün bu oyunu oynamak bize daha kolay gelmişti. eşim başını Göğüsüme yasladı, ve onun kokusunu duydum. Birden Eşime uzun süredir bakmadığımı anladım. Ve onun Evlendiğim zama ki kadar Genc olmadığını farkettim. Yüzünde hafif cizgiler oluşmuş saclarına ak düşmüştü. Gecen yıllar öylesine yanından geçmemişt, O an kendime ona bununla neler yaptığımı sordum.

4. Gün onu kucağıma aldığımda bir güven duygusu yaşadım. Bu bana Hayatının 10 yılını Hediye eden Kadın.

5. gün bu güven duygusu daha da büyümüştü. bundan Jane bahsettmedim. Günler geçtikce onu taşımak daha da kolaylaşmıştı, belki de bu sayede yaptığım antreman dan dolayı dı bu.

Bir Sabah onu ne giyeceğini düşünürken izledim. İsyan ederk her gün kıyafetlerin biraz daha bol geliğini söyledi. Birden onun ne kadar süzüldüğünü ve kilo verdiğini farkettim. Demek ki onu her sabah daha kolay taşıyabilmemin sebebi buydu. Birden yüzüme yumruk gibi vurdu. Bu kadar Acıyı ve Üzüntüyü Kalbinde taşıyordu. farkında olmadan başını okşadım. O an Oğlumuz da geldi ve ' Baba Annemi taşıman lazım ' dedi. Bu hayatımzın bir parcası olmuştu, Babasının Annesini odadan Kapıya taşıması. Eşim Oğlumuzu yanına çağırdı ve ona sıkı sıkı sarıldı. Ben başımı cevirdim, son anda kararımdan vazgecmek istemiyordum. Onu kucağıma aldım ve Yatak odasından Kapıya kadar taşıdım. Elini enseme koymuştu ve ben onu sıkı sıkı tutmuştum. Tıpkı Evlendiğimiz gün gibi.

Artık Huzursuzlanmıştım bu kadar kilo vermesinden. Son Gün onu kuçağım da taşıdığımda hareket etmedim. Oğlumuz okuldaydı ve Eşime Hayatımızda ki yakınlığın ne kadar eksildiğini söyledim. Ofise gittim arabadan fırladım kapıyı kilitlemeden bunun için zaman yoktu. Her anın kararımı değiştirmesinden korkuyordum ve Merdiven den yukarı koştum, yukarı varınca Jane kapıyı actı. Ona Karımdan boşanmayacağimi söyledim.

Şaşkın bir ifadeyle elini anlıma koydu ve ' Senin ateşin mi var' diye sordu. Üzgünüm Jane ama ben artık boşanmak istemiyorum dedim. Evliliğimizin renksiz kalması sevgi eksikliğinden değil, birbirimizin değerini unuttuğumuzdan dı. Şimdi aklıma geldi ki, ona Evlendiğimiz Gün kapıdan içeri taşıyınca ömrümün sonuna kadar Sadakat yemini verdiğimi........ Jane olayı anlayınca yüzüme bir tokat attı ve kapıyı kapatarak ağlamaya başladı. Hemen aşağa koşup ilk Çicekciye gidip Eşime bir Buket çicek aldım, üzerinde ki Karta da'''Seni her Sabah hayatımın sonuna kadar taşıyacağim'''' .

Eve vardığımda yüzümü bir gülümseme kapladı, elimde Çiceklerle yatak odasına gittim ve Eşimi yatağın üstünde Ölü buldum. Eşim aylardır Kanser ile savaşıyordu ve ben Jane ile ilgilenmekten bunu farketmemiştim. Fazla yaşamayacağını bildiği için, beni Oğlumun bana negativ tutumundan korumaya çalışmıştı . En azından Oğlumun gözünde iyi bir Eş olarak kalmamı istemişti.

İlişkide ki küçük şeylerdir önemli olan. Villalar, arabalar çok paralar değil . bunlar hayatı kolaylaştırır ama asla Mutluluğun temeli olamazlar.

İlişkine zaman ayır ve ilişkinin güven ve huzur anlamına gelecek şeylere meşgul ol.

Mutlu bir beraberlik yaşa.

Çoğu Hayatların yıkılmasının sebebi, İnsanların Hedefe ulaşmaya az kala Pes etmesindendir.
(Suzan Seker)

Pazartesi, Nisan 16

yolun sonu



bir çukurda "yol" diye yürümektan usandım.. yolumu terk ettim . rüyayla gerçek arası bir haldeyim şimdi. yeni biryol bulmaya çabalıyorum,ayaklarım yere bassın istiyorum. artık aşktan korkmuyorum, çünkü aşka dair ne varsa sildim attım kafamdan. artık kimseye güvenmiyorum.. sadece yürüyorum..

geçtiğimiz hafta ankara'ya kaçtım. kabuslardan sıkıldım . sultan'ımı ve mydepo'mu görmem şarttı. ikisi de kalbimdeki kiri sildi attı bir haftada.. sultan.. mydepo'nun kızı.. HAYIR BENİM KIZIM O! kendi çocuğum olsa ancak bu kadar bağlanabilirim, eminim..bir melek dünyayı ancak bu kadar aydınlatabilirdi.. sultan'ım kadar..
keşke daha yakın olabilsem..

bu ara çok kabus görüyorum... büyüdüğüm ev yıkılacak ve sürekli rüyalarımda.. babamı bu işin bir an önce halledilip, yerine yapılacak olan neyse (prefabrik ya da başka bir şey) ikna etmeye calısıyorum. kredi talebini karşılayan banka olmamıs ben de ikimiz ayrı ayrı çekelim diyorum.. baba işte.. ortak etmek istemiyor yüküne..
öte yandan arkadaşlıklara inancımı yitirdim. çevremde kalan insanlar topluluğu çıkarcı.. işine yaramıyorsan tekmeyi basıyorlar.yazık insanlıklarına! bi taraftan sevmekten, sevilmekten soğutan insanlar çıkıyor süreklikarşıma; sapık, bencil, tehditkar, çirkin kalpli.. küfre alıştı dilim onlar yüzünden!
daha az konusuyorum artık.. azlığımdan bile daha az.. kısa cümlelerle terk ediyorum O'nu. iki kısa cümle.. O uzak olmalı benden, yangınlarımdan.. özgürlüğü iliklerine kadar hissetmeli.. MUTLU olmalı ,ömrümden çalınan tüm sevinçleri katık edip gülüşlerine.. sevemiyorum artık O'nu da eskisi gibi, beklentisiz.. Bitti o masal da.. elimde şimdi yalnız çocuk masalları.. bir aslan miyav derken...hüzün doluyor, ağlıyorum yıllar sonra hıçkıra hıçkıra...

beklentim yok artık.. herşeyi oluruna bırak diyor sıla her gün 'yeşil' gözleriyle.. zaman tüketiyorum.. biliyorum yakın bir durakta bekliyor beni şeb-i arus.. sabır diyorum her gündüz..her gece...az daha sabır...



şarkı?.. daha fazla müzik yok ayrılıklara..!

Çarşamba, Nisan 4

Allah'ımmmmmmmmm sana geliyorum!



gelin gelin! ama tek tek gelin böyle yine. tam birinizin verdiğiacıyla başetmeyiöğrenmişken, diğeri gelsin yeni bir tane taddırsın! sakın ha mutluluk oyunları oynamayın bana karşı,izin vermeyin o duyguyu öğrenmeme! monalisa misali sahte sırıtışlar kalsın arada bir yüzüme taktığım maskede, bana yeter!
aynen böyle devam edin ki yaralarım daha da güçlendirsin beni! günü birinde yeşil bir devolurum belki! ya da sizin istediğiniz gibi olur, neşe kaybından can veririm olmaz mı?!
önce arkadaş bildiklerim yaralasın kollarımı, bacaklarımı... sonra ailem görmezden gelsin kanayan yanlarımı, yüreğim acımaya başlasın.. sonra kırmamak için didindiklerim atsın kaya gibi sözcüklerini kafama,uykuyu unutayım..derken bi felaket olsun; sel, yangın, DEPREM MESELA... ardından kanatlarımla sarıldığım dostlarım vursun son darbeyi ! vurun ki öleyim!

sakın ha! mutlu görünmeyin devrilirsem! insanlar gerçek yüzünüzü görmesin! tek kötü ben olayım, ejderha! şovalyeler, kutsanın birer birer! hepiniz birer kahramansınız! siz öldürdünüz içimdeki alevi! yakın yaratığı, görüntüsü bile çirkinlik yayıyor dünyaya..

izin vermeyin dünyanızın bayan mutsuz suratla kirlenmesine!

az kaldı, ha gayret! ejderha öldüölecek!!!...


!DEZ!

Cumartesi, Mart 31

ex aşk

hayat ne kadar komik, ne kadar sıkıcı,ne kadar aptal!
yıllarca yalnızlığımdan kendime acıdım durdum.. dünyayı unutabilmek adına kulaklıkları hiçcıkarmadım kulaklarımdan.. 11 yıl platonik biaşkı kovaladım. şuncacık küçük kentte 3-4 yılda bir kez olsun onu görmek bile dünyaları verirdi bana..yanında kızlar olurdu genelde.. bi keresinde nişanlandığını bile duydum..
derken iki bin yedi geldi.. ilk defa yeryüzünde bikütlem olduğunu farkettim..
Sevgilİ hayatıma ışık saçtıkça ayaklarım yere değebilecek kadar ağırlaştım hatta.. sonra yavaş yavaş ipimi gevşetmeye başladı o da.. yeniden gökyüzüne, silinmişliğe yükselmeye başladığımın farkında, bırakmadım ellerini,bırakamadım..

şimdi ipin ucunda bir el var mı göremeyecekkadar uzağım yerküreden.. bazen sesleniyorum "orda mısın sevgili?"
ses yok.. orda olup olmadığını o da bilmiyor..

ve şimdi.. yıllar sonra ilk aşkım ısrarla arayıp duruyor! neden gelmesi gereken, gelmesi gerektiği zamanda  başka yerlerdedir??!!!! is-te-mi-yo-rum! kaç kez tekrar etmem gerekecek. sen çocukluk aşkımdın, artık hiç bir şeyimsin... daha ne kadar anlatmam gerekecek sana?!!

uzaklaşmakiçin ideal zamanlama.aç kollarını mydepo, geliyorum yanına....


Çarşamba, Mart 28

okulumuzun mutfağından..





geçen yıl yabancı birinternet sitesinden bulduğum etkinlikleri tam karton boyutunda büyüterek mutfağa çalıştım.ilkin çilek yaptım,herkes karpuza benzetince etek ekledim o yüzden obiraz biçimsiz oldu. materyal eksikliği nedeniyle pek beğenmemiş olsam da fena olmadı yine de ;)

geçen yıldan kalan meyve/sebzeleri de buzdolaplarımıza yapıştırdım.

Pazartesi, Mart 26

kahraman tazeoğlu hayalkırıklığı..


yazarı tanıyalı uzun zaman olmuyor. ilkin facebook'ta sık sık yayınlanan alıntı cümleleriyle sevdim. sonrasında internetten birkaç yerde yayınlanan kısa yazılarıyla.. adam hakikaten söylendiği gibiinsanın içine işleyen cümleler kuruyordu. kitapyurdu'nda da imzalıkitap kampanyasını görünce 3kitabını birden aldım. biri romandı güya! birkitabıniçeriği ancak bu kadar çeşitlenebilir. kitaplarında hem denemeler, hem şiirler, hem hikayeler mevcut. e ne var bunda her yazar çeşitli kitap yazar demeyin, yazarlar kitaplarını roman, şiir,deneme adında çıkarır ve kitap baştan sona türünün hakkını verir. kahraman bey'in kitaplarında tümtürler tek kitapta! çok sıkıcı, çok banel.. beni baydı en azından. tam roman olacak diyorum şak şiir giriyor 4-5 sayfa! bir de takvim yaprağı misaliğ sayfa sayfa tek cümlelik yazılar var ki onlara diyecek söz bulamıyorum! evet adamın güzel cümleleri var ama bunlar karşılaştıklarınızdan ibaret! fazlasını kitaplarında beklemeyin, aramayın. lise çağında bir gencin arayış yazılarını derlemesi gibi olmuş, olmamış, yapamamış!

Cumartesi, Mart 24

ejderha ve kelebek /ali ural


ali ural'ın kitaplarını alalı sanırım yıl oldu. "posta kutusundaki mızıka"nın methini cok kişiden duyduğumdan 3 kitabını almıştım da ilk ilgimi çeken "ejderha ve kelebek" olmuştu. 167 sayfacıktan ibaret bu kitap da diğerleri gibi uzun uzun süründü elimde. ama bu kez tamamen tembelliğimden. denemeseverler için bence çok güzel bir kitap.. kitabı okumaya başladığım dönem baya baya güzel şeyler yazar olmuştum. yazarın kelimelerle oyununa bayılmıştım. cümleleleri oldukça sıradışı ve bir o kadar da anlaşılır, içe işlerdi. son sayfalar biraz sıkmadı değil ama. son yazıları hoşuma gitmedi diye kitabı yerecek değilim ...

altını çizdiğim cümleler, paragraflar çok fazla. birkaçıyla yetineceğim, umarım içinizden alıp okuyanlar olmuştur veya olacaktır..

********


"bu dünyada ne yaptım ,diye soruyordum kendi kendime. yaşamak için yaratılmıştım, yaşamadan ölüyordum"


"susma hakkımı kullanmak istiyorum. cevap verme hakkı da diyebilirz buna. varsın herşey soru sorsun. oraklar boşuna savrulacak dudaklarımda.."


"kişinin yarısı dili, öteki yarısı kalbidir."

"bir varmış, bir yokmuş, işte denge! zaman altüst olmuş. dirilmiş ölüler. hayata kavuşur kavuşmaz ölümden konuşmaya başlamışlar ve birsoru sormuş arkadaşı diyojen'e :
-öldüğün zaman seni nasıl gömelim?
-yüzükoyun. çünkü yakında nasıl olsa her şey altüst olacak!"

"terinğ'den gelir, derin, yalnız sular için söylenir. kim derinleşebilir yalnız kalmadan!"

"kalabalık dibini göremediği her şeyi derin sanır! o vakit derin bir yara olur derinlik iyileşmeyen.."

" GÜNEŞİ OLMAYANIN GÖLGESİ DE YOKTUR"

"devenin cildine yapışan bir kurtçuk 'hasdel' kanını emen. 'haset' de kalbe yapışıp emiyor ruhu, çürütene kadar ademi. deve yaşamaya devam etti emilse de kanı. nefes alabildi mi bir kaç kez rahatça. hasetle yaşayabildi mi insan!"

"aşk kemale gelmiş bir ihtirastır. kabuklarından ayıklanmış bir çekirdektir. bütün çıplaklığıyla ve saflığıyla ruhtur. sonsuz arzularınız uzviyet ve cemiyet mevzularına esir olmaktan kurtulduğu zaman aşk olur. tatmin ile nihayet bulacak bir emele koşmaktan vazgeçtiği zaman aşk olur."

"GİTME, DENİZ BENİM, SUSUZLUKTAN ÖLSEM DE"

" ne yaman iş kalabalıktan kaçmak! kurtarmak yağmadan ruhunu. linçten gözlerini.kelimelerin yangınından."

"bizim bütün kıyılarımız kapalı"

kaç kurtar ruhunu yalnızlıkla! yalnızlık derin suların azığı"

"bütün kuşların iki kanadı var. senin daha çok kanadın olmalı..
.. gök ne kadar derin! iki kanat yetmez uçmak için!
..yetmez iki göz görmek için"

"-yalnızlar..
-yalnız bile değiller..."

"her söylediğini gör ve dehşete düş!"

"bir yüzük hediye etmene gerek yok tanımak için meçhul modeli. insan artık malum. taş maskeyle nişanlı"

" herkesin gördüğü bir dünyada kör olmalı o"

"koş ya da kaç, yeter ki farkına var hakiki merkezin"

" hangi aşa katacaklar seni bilmem. kalp nakli var, nefes nakli yok"

"yaşamak ne güzel! bir ölü olarak dolaşmak evrende"

"muhtaç olmaktansa onlara, çıkmamalı mezardan"

"uzun yaşamak mı! uzun yaşamak, upuzun uzayan bir yalandır bin yıldır söylenen. geç kalınmış bir ölüyüm ben pazar dağıldı."

" bir şey ne kadar asil ve tamamlanmamışsa, o kadar geç olgunlaşır"

"bir arayışta arkadaşlarının parçalarına rastlayanlar, eğilip alıyorlar onu. aziz bir ekmek parçası gibi kaldırıyorlar yerden ve 'bu parça senin mi!' demek yerine yolunun üzerindeki yüksek bir yere bırakıyorlar.

ey yolunda parçalarıma rastlayan arkadaş! onu bana getir! koyduğun yerde göremem belki onu!yüksek bir yerde duran şeyi yüksek bir bakış görebilir ancak. onu bana getir ve de ki: sana bir parçanı getirdim' evet böyle de ki, kaçtığım parçalarımla bütünleşeyim. 'bu parça sana mı ait?' diye sorma. sorma ki 'hayır benim değil!' diye karışmayayım karanlığa.ey yolunda parçalarıma rastlayan arkadaş. gözucuyla bakıp geçme eksilerime.merhamet et ki yerdekine,merhamet olunsun gökten. hangi ağaçta tek başına olgunlaşır meyve. zaman daraldı. bahçıvan yaklaşıyor bağa. elinde sepetiyle yaklaşıyor, az kaldı. güneş, rüzgar, yağmur ve toprak ilahiye başladı 'ömründe yiyememiş balı ne bilsin!' arılar duyar duymaz ilahiyi uçuştular ağaca. sardılar meyveleri 'hakikate erememiş aşkı ne bilsin' bir uğultuyla katıldılar koroya 'tevhidi çekememiş zikri ne bilsin!' "

Çarşamba, Mart 21

böyle gelmiş...

hayatın koca bir gerçeği vardır gözyumup durduğumuz; yaratılanı seveceksin, yaratandan ötürü evet ama kimseye gereğinden fazla değer vermeyeceksin. yoksa bulduğu ilk fırsatta senien zayıf yeninden yakalar ,sırtüstü yatırır şahını mat eder!sen de oturup ben nerde yanlış yaptım diye dövünürsün. yanlış ortada: KİMSEYE HAKETTİĞİNİN ÜSTÜNDE DEĞER VERME! NOKTA!

beynime ve aptal vicdanıma son uyarımdır bu! hala herkesikendin gibi sanmaya devam ederse patlatacağım ikisinden birini çünkü!

Salı, Mart 20

OD'dan..


depremin ardından Elazığ'a kuzenlerin yanına gitmiştim ya, uzun zamandır kitap açlığı çektiğimden kitaplıklarına dadandım.. evde bir edebiyat nöğretmeni olmasına rağmen ilgimi çekecek kitap bulamamıştım od hariç. onu da kuzen okuyordu. halime acıyıp kitabı bana hediye etti sağolsun. ancak maalesef ki kitap aylarca elimde süründü.nerdeyse her kitabın ilk 50 ,bazen 100 sayfası sıkıcı gelir çoğu kimse gibi bana da.. ne var ki bu kitapta yarısından cok sonra akıcılık kazandı benim için. okuyanlar sonları güzel dediği için biraz daha heves kazandım. nihayet bugün çocuklar yemekteyken bitirdim kitabı. evet yarısına kadar cok sıkıcı geldi ama sonrası hayata bakış açımı özlediğimliseyıllarıma geri döndürdü. bu kadar yorumu kafi görüpkitaptan bir kaçalıntı yapacağım:

"adem olan mülkte suret benzemesin;
mülke suret benzeyenler kara toprak olmuş,yatar"

"nefsime tenbihledim ;
'şu cihan mülkünü kaf'tan kaf'a tuttun, bütün cihan malını bir zar ile üttün tuttun. süleyman tahtına oturup, cinlere ve devlere hükmettin , firavun'un ve nuşirevan'ın zenginliklerine sahip oldun tut. üstüne bir de karun'un hazinelerini ekledin,' ağzında çiğnenmiş bir lokma olan şu dünyayı dahi yuttun tut. ömür bir ok, zaman bir yay, bir el o yayı germiş, sen o yayı attın tut. aldığın her nefes, keseden akmakta olan bir kum tanesi, kese ortalanmış ve sen kumu tükettin tut."

"hayalin sonu yoktu ya 'içinde tapduk sultan'ım olsa' diye düşündüm. sonra tövbe ettim. çünkü tapduk sultanımistese böyle bir sarayda yaşayabilir, istese bir kerametiyle dergahı saraya çevirirdi. sonra saraydan muradın,içindeki sultan olduğunu anladım. cennet saraylarını dahibuna kıyasladım. sonuçta cennet cennet dedikleri birkaç köşk, birkaç huri idi. saray yerine içindeki sultanı istemek gerektiğine o vakit karar verdim. saray dediğin, gönül sultanının bulunduğu yer değil de neydi ki?
mesele sarayı aramakta değil , sultanı aramakta"

"biz bizi terkettiğimizde, sen bizi terketme İlahi!"

"kimisi bilmem der, bilir; kimisi bilir, b,lmezlenir. kimisi bildiğini bilmez, bilirim der; kimisi bildiğini bilmiyor zanneder. bilmememeyi bilmekle, bildiğinibilmemek aynı değildir. kurtulanlar, bilmediğini bilenlerle bildiğini bilmeyenlerdir. onlar birbirini bilir, birbirinden bilir, birbiriyle bilir. ben dahi bildim, çünkü aşk içinde aşıkın maşuka vuslatı cümle aşıklara aşikardır"

"anladımki yalan dünyadır; anladım ki evliya da olsa alan dünyadır!"

Cumartesi, Mart 10

çocuklar yarış atı değil!



videodan anlaşıldığı üzre ülkemizde yapmaya çalışılan eğitimin ilk basamağı eğitim yaşını 5 e çekmek değil! öncelikle öğretmenler eğitim dönemi boyunca sabit olmalı (ilk öğretim boyunca) ders saatleri sabahın köründen gecenin körüne olmamalı, azaltılmalı. YAPARAK-YAŞAYARAK ÖĞRENME ve OYUN ağırlıklı eğitim olmalı. çocuk merkezli eğitim her anlamda çocuk merkezli olmalı. dünkü haber yüreğimize su serpti ama bu daha başlangıçtı , bu kesin. her geçen gün başka başka yöntemler denenecek. keşke enine boyuna düşünme konusunu ciddiye alsalar...

Çarşamba, Mart 7

O SES TÜRKİYE VAN'DA.. part2




























O SES TÜRKİYE VAN'DA..

O ses türkiye ekibi bugun (artık dün) VAN'daydı.. aylardır dibe vuran morallerimiz için ilaç gibi oldu. gelenlere , emeği geçenlere teşekkürler.. aylardır aklımdan geçiyordu, acun ılıcalı bir programını da van'da yapsa ya, diye. kalbim temizmiş =)

maalesef ki yoğun kar yağışlı bir akşama denk geldi. programın yapıldığı okul, sanırım sağlam bina bulamadıklarından olsa gerek, merkeze biraz uzak bir okul. kapıda yoğun bir izdiham vardı. ilanda sadece unv ve lise öğrencilerinin gideceğini okuduğumda güldüm ve kızdım. neticede bu öğretmenlere yapılacak olan yardımlar için reklam programıydı ve öğretmenler alınmayacaktı??!!
neyse bir yolunu bulduk kapıdan içeriye attık kendimizi, ancak mesai sonrası gitmek zorunda olduğumuzdan tıklım tıkış kapı önunde biraz beklememiz ve pestilimiz çıkartılarak içeriye girmemizancak mumkun oldu.. o da biraz torpille dersem yanlış olmaz. biz giriş yaptıktan sonra içeriye bir kısım daha seyirci alındı ,dışarıda kalan oldu mu bilmiyorum ama çoğu zaten izdihama dayanamayıp geri dönmüş.

stres attık, önemli hissettik.. turkcell'e de teşekkür etmek lazım. hülya avşar ilk bağışı yapmış, miktarı burdan yazmayayım spoiler olmasın =) yardım yapan, yapacak olan herkese de teşekkürler. umarım toplanan para gerçekten de buraya harcanır.. korkum ufak bir kısmıyla göz boyayıp kalanını...allah bilir ne yaparlar tahminde bile bulunamıyorum.

hadise çok şeker kızmış, sevemekle haksızlık etmişim,özür diliyorum. baya da duygusal.. onlara baya yakın oturuyorduk ,bolbol gözlemleme fırsatımız oldu. diğer juri üyeleri coşma, coşturma ile meşgulken hadise'nin şarkıları hissettiğini gördüm. hatta bir anne şarkısında ağladı biraz.. duygusal kız..

dönüşte arabayı kardan çıkarmak, 30-40 km hızla merkeze ulaşmakbiraz vakit aldı. kaza yapanlara geçmniş olsun. ufak tefek birtakım şeyler gördük maalesef. sanırım yağış devam ederse ekip bugun de vanda kalacak..

malum kota nedeniyle fotoğraf paylaşamayacağım.. KEŞKE TURKCELL ÖĞRETMENLERİ MADEM BU KADAR ÖNEMSİYOR YA KOTASIZ NET KAMPANYASINI TEKRAR BAŞLATSA YA DA BİZE BİRAZ DAHA KOTA SAĞLASA. 10 gun kullanıyorum bitiyor. geçen ay 39'luk fatura 69 geldi. fazladan kullanımım 1-2 saat en fazla onda da fazla gezinmedim . malum kota son 12 saatlik kullanımı göstermiyor haberim olmadı bittiğinden.. neyse vesselam bugun yarın kotasız inernet bulursam paylaşırım..

ve sevgili murat boz.... kamerama poz verdiğin için teşekkürler bebeğim.. ben de seni seviyorum =)


bağış yapmak isteyen varsa türkiye kumarası.com veya VAN yazıp 5283 e gonderebilir (turkcell)

Pazartesi, Mart 5

Fetih 1453

ben tarih okuyamıyorum, napiim elimde değil boğuyor çunku aklımda kalmıyor. ama bir OSMANLI AŞIĞIYIM! bir kelime biliyorsam OsmanlI'ya dair ona aşığım arkadaş! ve evet muhteşem tüleyman dizisini izlemiyorum. ve evet 46 yıl tahtta kalan Mübarek Süleyman 1,5 yılını istanbulda geçirmiş ve dizideki hayattan bambaşka bir hayat yaşamış bu kesin!

neyse vesselam Fetih 1453 filmi bence mükemmeldi. vay efendim esas kahraman ulubatlı hasanmış o kadar savaşmış ama fatih oturmuş,yatmıs kalkmış, küsmüş inzivaya çekilmişmiş...
küt beyinli olmamak lazım diyeceğim de benim de değişmeyen yargılarım var.. herkesin fikri kendine diyor filme 10 puan veriyorum..

Cuma, Mart 2

bir zamanlar çocuk.. çocuk ne arkadas? nasıl bi yaratık?

asyaselda da görünce dayanamadım. uzun zamandır pöhkürmek istediğim bi mevzu var izninizle..

çocukluk döneminin önemi uzerine burda uzun uzun yazmama gerek yok heralde, artık herkes bunun farkındadır .. çocukluk altın çağdır, çocukluk kişiliğin %70 ini kapsar, çocukluk candır,canandır! bu nedenle bırakın cocuklarınız özgürce yaşasın bazı şeyleri.. bu bırakın herşeyi yapsın demek değil elbet. siz elinden tutup ,kendi ellerinizle göstermedikçe yanlıslar coğalır hayata ve kendisine karsı guveni kalmaz cunku. burdan kastım imkanları sınırsız tutmanız.. bırakın çamurda oynasın ace'ye reklam olsun, evde tv izlediğinizde dırdır basınızın etini yesin!yesin de aslında onunla vakit geçirmeniz gerektiğini hatırlayın. sonra hayatı anlamaya basladığı anda size kin tutmasın. "keşke annem/babam çalışmasaydı ama benimle ilgilenseydi" demesin.. yorulun onunla ki sizin nasıl bi yol gösterici olduğunuzu hep bilsin..

neyse asıl pöhkürmek istediğim mevzu bu değildi. bugun haberlerde öfkem tavan yaptı. 5 yaşınada ilk öğretime başlamak da nesi?! 5 yas cocuğu oyun çağındadır.. 5 yaş cocuğunun daha motor kasları bile gelişim evresindedir. kalembiletutamayan cocuk pardon da nasıl ilk öğretime başlayacak???? öğretmenler için de saçmalık doğacak ayrıca. ee okul öncesi öğretmenlerinin de bi elinde kundakta bebek diğerine bez verip al bunu buyut mü diyecekler???!!! mantığı nedir bu işin anlayan anlatsın şu cahile!

birdiğer mevzu asyaselda'nın da bahsettiği gibi , neden çocuk masallarına, şarkılarına,tekerlemelerine, şarkılarına özen gösterilmiyor?! ben şahsen protesto ediyorum kendi çapımda, öğretmiyorum, anlatmıyorum.

yine asyaselda'nın belirttiği gibi neden bi pamukprensesin sinirellanın anneleri yok da cadaloz üvey anneleri var?! neden" köpek uçmak iste"rken "ölmüş vah vah vah" arsız ,ruhsuz, oyunbaz, kindar "karga da gülmüş hah hah hah"?!!

"kedi burnun kesilsin, minareden asılsın" nedir arkadas? kediye garez neden? hayvan sevgisine ne oldu?! neden tavşan bu kadar kendini beğenmiş rekabet aşkıyla yanık??? kaplumbağa düzenbaz.. neden bu hikaye cocuklar arası rekabeti artırıp birbirlerine düşman olmalarına neden olurken bir dederskitaplarında yer alıyor?!!!

hani kıymetliydi çocuklarımız??? neden onları yarış atına çeviren bir eğitim sistemimiz var? neden bunca kötülüğü yapıyoruz onlara? neden işimize gelmediğinde yetişkin gibi davranmalarını beklerken, bir istekleri olduğunda 1sen daha cocuksun" oluyorlar???!!!!

kendim dahil tüm yetişkinlerden nefret ederken haksız mıyım???? cevap verebilecek olan var mı???

isyeeaaaaannnnn!

valla bravo! kendimi ayakta alkışlıyorum buyrun sessizliğinizle eşlik edin gürültüme..
bir insan ancak bu kadar sömürtür kendisini ve utanmaz, arlanmaz tekrar tekrar aynı şeyi yapar!
şu rekorlar kitabına girerdim kesin hatalarımı kayda almıs olsaydım.
"nasıl başlasam utanmadan konuşmaya..." vega eşlik ediyor "mendil"le . bildiğin bana soyluyor her şeyi, sağolsun..

valla ego dan değil tanıyan bilir bi kanatlarım eksiktir yardım mevzu bahis olunca.. kimin ihtiyacı varsa, mutsuz olacağım bi şeyse bile koşar giderim. NEDEN???APTALIM DA ONDAN!
kıymet bilen mi var?-YOK! teşekkür eden mi var? -YOK!yok yok yok.... sırf allah rızası için .. de işte kime ne yaptıysam ağzıma tükürdü!
*yav arkadas bu yanlız kalmasın.. sonuç= o yalnız değil ama sen yapayalnızsın! üstelik cıkarken kapıyı çarpıp küfrü bastı.. kim mi???? HERKES!
*aç kalmasın..-buyur al ben cok tokum yiyemiyorum . sonuç= o kahvesini içti tatlısını yedi zuladan cıkarıp, sen açsın! sevgiye, aşka, hayata, ölmeye.. her şeye.. her şeye...!
*konusmaya ihtiyacı var.. dinlerim... araya laf bile serpiştiremeden konusma biter, beyin sulanır.. senin derdin senden mi tasıyor artık? sonuç= sen bu ara cok agresif, şımarık , huysuz oldun ya.. konusmuyorum senle!
1
konusmayın ulan! sıfatsızım, rabbim beni dinlemiyor mu?! size kalmadık!


bu kadar mı olur ya! arkadas açlığıçekene dostolduk, önmuzden arkamızdan konusur oldu uluorta.. nasılsa aman kırılır diye gık etmiyoruz hakaretlerine.. hangisini hakettiysek?!

aman ya! ilk fırsatta alır basımı giderim yanlızlığa.. büyük şehre gitmeli, yalnızlığın baskentine.. hiç olmazsa tek derdim kafam olur...

Perşembe, Şubat 9

çöküş..

"-en sevdiğimçiçek dağdaki diken, en sevdiğim hayvan da çöldeki deve..
-deve mi?niye kız?
-onlar kadar dayanıklı olmak isterdim.." /propoganda

çok özlüyorum.. ne güzelmiş sıradan,sıkıcı günlerim.. her gün ev-okul arası mekik dokuduğum günleri özleyecek miydim??? siz de özleyeceksiniz, kıymetini bilin! memnuniyetsizliğinizi dile getirdikçe bilin ki, bir gün, bu günleriniz de elinizden alınacak...

daha burdakilerin akıbeti belli olmadan 2 atama daha yaparken neyi düşlüyorlardı acaba?? van düzelmedi, düzelmeyecek! kış günü bizden umuda adım atmamızı beklemeyin! zemin kaygan her adımda düşüyoruz,düşüyoruz, üşüyoruz..

hayatımda her şey yolundaymıs gibi ekstradan sıkıntılar cıkıyor,çoğalıyor, çoğalıyor.. manevi eksiklik koca bir kara delik oldu bende.. artık okuyacak melankolik bloglarınızdan biri daha eksilebilir,gözünüz aydın.. kendime sebep bulamıyorum çünkü.. eskiden cennet umudu vardı beni tutan, artık o da yok! ben CEHENNEMİN DİBİNDEYİM! direncim kalmadı, yorgunum,umutsuzum, yapayalnızım, güçsüzüm...

kolumdan tutsa biri kalkabilecek gibi değilim artık, ruhum terketti, kanım çekiliyor yavaş yavaş..




XXXXXXXXXXXXXXXX

Pazartesi, Şubat 6

SUS!


"Susmak ne güzeldir; muhatap arifse edep, âşıksa ifade, ahmaksa cevap"

milyonuncu kez belki de , anladım ki ben susmak için yaratıldım... konustukça eksildim,azaldım,tükendim..

ne zaman ki ağzımı açacaqk oldum ya susturuldum, ya dinlenilmedim, ya kırıldım ya kırdım da kırıldım..

konuş dediler.. sen de bizim gibi ol.. ağızlarından uçan her sözcük gibi bu da riyakardı..konuş....MA!

üzgünüm, artık oyunlarınıza kanıp sesimle barışmayacağım.. ben artık kör,sağır,dilsizim..

Perşembe, Şubat 2

OD'uN

merak ediyorum
yaz gelmeyecektiyse kış neden var,
ketçap olmayacaktıysa mayonez neden var,
mutluluk olmayacaktıysa mutsuzluk neden var,
sevgilin olmayacaktıysa 14 şubat neden var,

O..
sevmeyecektiyse..
sevmek neden var????

odun olmak istiyorum RAB! hiç olmasa yanmısken kül olurum, acı çekmeden..

Salı, Ocak 31

evlenmezden evvel "ev"lenmek..

malumunuz evsiz, yurtsuz kaldık depremden beridir... ben okulda yatıp, okulda kalkıyorum.. sağolsun müdürümüz 2 hafta boyunca yemekleri yaptı, yamağı bendim,ondan cok yoruluyordum.. artık hep ben yapıyorum neredeyse.. annem hep bugunkü yemeği de sen yap derdi, yapmazdım. kendimi biliyorum çünkü.. bi yemek yapıyorum, parmaklarını yiyorlar ,sonra hastanelik oluyorlar yazık bu insanlara =) ama ciddi ciddi hastanelik oldu bi keresinde babacım ya.. unutmam, fırında tereyağlı tavuk yapmıstım yanına da limonlu tatlı.. ağır gelmiş geceyi acilde gecirmişti..
ama şimdi yaptığım yemekler beğeniliyor ne hikmetse.. anneme ne kadar tesekkür etsem az .. okulda kalan 40 bayan öğretmenin temizlik, tasarruf.. akla gelebilecek her konuda ne kadar savsak olduklarını gördükten sonra ego bile yapabilirim yani.. öğretmen milletini mükemmlel zannetmeyin, ben gördüm eşşek ve altın semer meselesi.öğretmen hele ki bayan öğretmen milletiiçin de geçerli.. yaptıklarını çocuklarbile yapmıyordu ya.. biz 200 küsür cocukla okulu tertemiz idare ederken 40 bayan öğretmenin pisliğini temizlemeye adam yetmiyordu.işkurdan gelen 5 bayan görevli her gun okulu komple temizlemekten bıkmıstı.. artık mudurler toplantısında alınan karar gereği okulda kalınamıyor onların sayesinde, kına yaksınlar! yeni atamayı bekliyoruz, yine aynı tas oılabilmek için..
sıfatsızıma kavustum bu arada,çok mesudum.ama hastayım bu ara, kolumu kaldırasım yok..

evimi çok özledim.. tokiden ev almakistiyorum ama ağustosa kadar bitmez diyorlar.. ölme eşeğim...

yanisi haniçoğu karı evlenince öğrenirya bazı şeyleri,anneme o kadar naz yaptım,şimdi çamaşırımıbilekendşmyıkıyorum.aslında il dısı tayinimien cok da bu yuzden istiyordum ya artık gerek kalmamıs olsa da yine de İLDIŞI TAYİN HAKKI İSTİYORUMMMMMMMMMMM! bu arada blog okuyan ve atama isteyecek olan varsa van iyiguzel hoş da öğretmenleriadam yerine koyan yok. her fırsatta "kendi basınızın caresine bakın"a getiriyorlar lafı.. yemek içmek maaşın yarısını bazen daha fazlasını yiyor.. kiralık ev ve ev arkadası bulmak buyuk problem.. kiralar kaloriferli ev için 600 den aşağı değil,kio evlere de giydirmeyapılmıs coğu.. res,danslara hiççç guvenmeyn zaten. tokiler merkeze uzak bievde 10 kişi kalıyor.. şartlar her türlükabulum diyorsanız buyrun yazın, %90 gelir..

kotam var video açamıyom ben link atayımsiz yerime dinleyin, yormayın beni hastayım... :P

can bonomo-meczup tıh tıh

Salı, Ocak 10

100112

bir ismi söylemek....
..canımı hiç bu kadar yakmamıştı..
..sevgili..

saçının telleri gözlerime siper..
aydınlığı sevmem
bana karanlıkları ver!


DEZ

Cuma, Ocak 6

"bu gece uyku yok" filmlerinden..

























bazen insan, herşeyi unutursa mutlu olacağını sanır.. unutmaya çabalar.. ama boş uğraştır hep.. bu film en güzel şekilde örneklemiş bunu. ilk defa izlemedim, ama ilkmiş gibi keyif verdi. bazen ikinci kez izlemek daha iyi .

neydiii???neydiii??? diye düşünen arsa filmin adı sil baştan.
bundan önce bi film daha izledim : the leap year. bence güzeldi. benden bi 7.2 alır yani.. kurgu aşırı sıradan olsa da tamromantik film havama denk geldi .. sevdim, ama reklamını yapmayacağım.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

http://cizmelitavsan.tr.gg/Calismalarim/index.htm