bağlamak
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Köken
[düzenle]Osmanlı Türkçesi باغلامق (bağlamak) sözcüğünden devralındı. Morfolojik olarak: bağ + -la.
Eylem
[düzenle]bağlamak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi bağlar)



- İp, bağ veya başka bir araçla bir şeyi bir yere, diğer bir şeye veya birkaç şeyi birbirine tutturmak.
- eş anlamlıları: birleştirmek, raptetmek
- Bir kimseyi bir yerden ayrılamayacak duruma getirmek.
- Morarmış elleriyle kır atını kahve önündeki iğde ağacına alelade bağlayan adam, son bir gayretle kahve eşiğinden adım attı.— Salim NİZAM, 2026, “Hacı Yusuf'un Seksen Bir Gecesi”, Türk Dili, 892. sayı, s. 15
- Bir şey veya kimseyi diğer bir şey veya kimsenin yönetimi altına vermek, aralarında idari bir bağ kurmak
- Yormak, yüklemek, hamletmek
- Boyunun ablaları gibi çok uzun olmamasının nedenini -onlar selvi ağacından da uzundu çünkü- küçükken aldığı fazla sorumluluğa bağlardı.— Meliha YILDIRIM, 2024, Remil, s. 51, Alakarga Sanat Yayınları
- (mecaz) İki şey arasında alâka ve irtibat kurmak.
- Bir şey veya bir kimse ile diğer bir şey veya kimseyi manevi bir bağla birleştirmek, birbirine yaklaştırmak
- Belli bir parayı belirli zamanlarda ödemek üzere tahsis ve tayin etmek
- Uğruna vakfetmek, emrine vermek, hasretmek
- Karşılıklı olarak uyulması gereken hükümleri belirlemek ve ona göre hareket etmeyi karar altına almak
- Elektrik, su ve doğalgaz gibi aboneliği başlatmak, kişiye tahsis etmek.
- Kumaş, ip, tel gibi şeyleri uçlarını birbiri arasından geçirerek düğümlemek.
- Sargı ile sarmak
- Paket, bohça veya yükü denk yapmak.
- (Başak, buz, kabuk, kaymak, küf, pas, tâne, yosun vb. maddelerle; deri, et, göbek, nasır, yağ vb. insan vücuduyla; renk, sûret vb. şekil ve halle; garaz, kin, yas gibi duygularla ilgili şeyler için) Peydâ etmek, hâsıl etmek, oluşturmak, tutmak.
- Önüne engel koymak, kapatmak.
- Geceleri kız, erkek çocukları şarampole, daha başka taraflara ay ışığında ve zifiri karanlıkta evlerinin bahçesine su bağlamağa gidiyordu.— Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 34. baskı, Huzur, s. 11, Dergâh Yayınları
- Sona erdirmek
- Birine büyü yapmak
- Meydana getirmek, teşkil etmek
- Bir malı şartlarda anlaşarak kendisi için ayırmak, tekeli altına almak.
- eş anlamlısı: kapatmak
- Meşgul etmek, başka bir şeyle uğraşamaz duruma getirmek.
Çekimleme
[düzenle]
Deyimler
[düzenle]ağzını dilini bağlamak,altmış altıya bağlamak, atını sağlam kazığa bağlamak, ayağını bağlamak, başını bağlamak, bel bağlamak, beste bağlamak, bohçasını bağlamak, çenesini bağlamak, dilini bağlamak, el bağlamak, elini kolunu bağlamak, esmere al bağla, karşısına geç ağla gönül bağlamak, göz bağlamak / gözünü bağlamak, hükme bağlamak, içi yağ bağlamak, karalar bağlamak, kemer bağlamak, kısmetini bağlamak, köpeği bağlasan durmaz, kuyruğuna teneke bağlamak, oluruna bağlamak, örümcek bağlamak, pamuk ipliği ile bağlamak, para bağlamak, işini sağlama bağlamak, sayfa bağlamak, şarta bağlamak, tatlıya bağlamak, uçkurunu bağlayamamak, ümit bağlamak, yüreği yağ bağlamak, .
Türetilmiş kavramlar
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Kubbealtı Lugatı'nda "BAĞLAMAK :"