İçeriğe atla

bağlamak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • IPA(anahtar): /bɑː.ɫɑ.ˈmɑk/
  • Heceleme: bağ‧la‧mak

Köken

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi باغلامق (bağlamak) sözcüğünden devralındı. Morfolojik olarak: bağ + -la.

Eylem

[düzenle]

bağlamak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi bağlar)

İpi, iskele babasına bağlamışlar (1)
Adamları, hapishaneye bağlamışlar (2). Mahkûmları da gardiyanların emrine bağlamışlar. (3) Burada olmalarını da işledikleri suçlara bağlamışlar. (4)
İpi bağlamışlar (12)
  1. İp, bağ veya başka bir araçla bir şeyi bir yere, diğer bir şeye veya birkaç şeyi birbirine tutturmak.
  2. Bir kimseyi bir yerden ayrılamayacak duruma getirmek.
    • Morarmış elleriyle kır atını kahve önündeki iğde ağacına alelade bağlayan adam, son bir gayretle kahve eşiğinden adım attı.
      — Salim NİZAM, 2026, “Hacı Yusuf'un Seksen Bir Gecesi”, Türk Dili, 892. sayı, s. 15
  3. Bir şey veya kimseyi diğer bir şey veya kimsenin yönetimi altına vermek, aralarında idari bir bağ kurmak
  4. Yormak, yüklemek, hamletmek
    • Boyunun ablaları gibi çok uzun olmamasının nedenini -onlar selvi ağacından da uzundu çünkü- küçükken aldığı fazla sorumluluğa bağlardı.
      — Meliha YILDIRIM, 2024, Remil, s. 51, Alakarga Sanat Yayınları
  5. (mecaz) İki şey arasında alâka ve irtibat kurmak.
  6. Bir şey veya bir kimse ile diğer bir şey veya kimseyi manevi bir bağla birleştirmek, birbirine yaklaştırmak
  7. Belli bir parayı belirli zamanlarda ödemek üzere tahsis ve tayin etmek
  8. Uğruna vakfetmek, emrine vermek, hasretmek
  9. Karşılıklı olarak uyulması gereken hükümleri belirlemek ve ona göre hareket etmeyi karar altına almak
  10. Elektrik, su ve doğalgaz gibi aboneliği başlatmak, kişiye tahsis etmek.
  11. Kumaş, ip, tel gibi şeyleri uçlarını birbiri arasından geçirerek düğümlemek.
  12. Sargı ile sarmak
  13. Paket, bohça veya yükü denk yapmak.
  14. (Başak, buz, kabuk, kaymak, küf, pas, tâne, yosun vb. maddelerle; deri, et, göbek, nasır, yağ vb. insan vücuduyla; renk, sûret vb. şekil ve halle; garaz, kin, yas gibi duygularla ilgili şeyler için) Peydâ etmek, hâsıl etmek, oluşturmak, tutmak.
  15. Önüne engel koymak, kapatmak.
    • Geceleri kız, erkek çocukları şarampole, daha başka taraflara ay ışığında ve zifiri karanlıkta evlerinin bahçesine su bağlamağa gidiyordu.
      — Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 34. baskı, Huzur, s. 11, Dergâh Yayınları
  16. Sona erdirmek
  17. Birine büyü yapmak
  18. Meydana getirmek, teşkil etmek
  19. Bir malı şartlarda anlaşarak kendisi için ayırmak, tekeli altına almak.
  20. Meşgul etmek, başka bir şeyle uğraşamaz duruma getirmek.


Çekimleme

[düzenle]
bağlamak eyleminin çekimi
olumlu çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit bağladım bağladın bağladı bağladık bağladınız bağladılar
hikâye bağladıydım bağladıydın bağladıydı bağladıydık bağladıydınız bağladıydılar
rivayet
şart bağladıysam bağladıysan bağladıysa bağladıysak bağladıysanız bağladıysalar
bağladılarsa
belirsiz geçmiş basit bağlamışım bağlamışsın bağlamış bağlamışız bağlamışsınız bağlamışlar
hikâye bağlamıştım bağlamıştın bağlamıştı bağlamıştık bağlamıştınız bağlamıştılar
rivayet bağlamışmışım bağlamışmışsın bağlamışmış bağlamışmışız bağlamışmışsınız bağlamışmışlar
şart bağlamışsam bağlamışsan bağlamışsa bağlamışsak bağlamışsanız bağlamışsalar
bağlamışlarsa
geniş basit bağlarım bağlarsın bağlar bağlarız bağlarsınız bağlarlar
hikâye bağlardım bağlardın bağlardı bağlardık bağlardınız bağlardılar
rivayet bağlarmışım bağlarmışsın bağlarmış bağlarmışız bağlarmışsınız bağlarmışlar
şart bağlarsam bağlarsan bağlarsa bağlarsak bağlarsanız bağlarsalar
bağlarlarsa
şimdiki basit bağlıyorum bağlıyorsun bağlıyor bağlıyoruz bağlıyorsunuz bağlıyorlar
hikâye bağlıyordum bağlıyordun bağlıyordu bağlıyorduk bağlıyordunuz bağlıyordular
rivayet bağlıyormuşum bağlıyormuşsun bağlıyormuş bağlıyormuşuz bağlıyormuşsunuz bağlıyormuşlar
şart bağlıyorsam bağlıyorsan bağlıyorsa bağlıyorsak bağlıyorsanız bağlıyorsalar
bağlıyorlarsa
gelecek basit bağlayacağım bağlayacaksın bağlayacak bağlayacağız bağlayacaksınız bağlayacaklar
hikâye bağlayacaktım bağlayacaktın bağlayacaktı bağlayacaktık bağlayacaktınız bağlayacaktılar
rivayet bağlayacakmışım bağlayacakmışsın bağlayacakmış bağlayacakmışız bağlayacakmışsınız bağlayacakmışlar
şart bağlayacaksam bağlayacaksan bağlayacaksa bağlayacaksak bağlayacaksanız bağlayacaksalar
bağlayacaklarsa
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit bağlayayım bağlayasın bağlaya bağlayalım bağlayasınız bağlayalar
hikâye bağlayaydım bağlayaydın bağlayaydı bağlayaydık bağlayaydınız bağlayaydılar
rivayet bağlayaymışım bağlayaymışsın bağlayaymış bağlayaymışız bağlayaymışsınız bağlayaymışlar
şart
şart basit bağlasam bağlasan bağlasa bağlasak bağlasanız bağlasalar
hikâye bağlasaydım bağlasaydın bağlasaydı bağlasaydık bağlasaydınız bağlasaydılar
rivayet bağlasaymışım bağlasaymışsın bağlasaymış bağlasaymışız bağlasaymışsınız bağlasaymışlar
şart
gereklilik basit bağlamalıyım bağlamalısın bağlamalı bağlamalıyız bağlamalısınız bağlamalılar
hikâye bağlamalıydım bağlamalıydın bağlamalıydı bağlamalıydık bağlamalıydınız bağlamalıydılar
rivayet bağlamalıymışım bağlamalıymışsın bağlamalıymış bağlamalıymışız bağlamalıymışsınız bağlamalıymışlar
şart bağlamalıysam bağlamalıysan bağlamalıysa bağlamalıysak bağlamalıysanız bağlamalıysalar
bağlamalılarsa
emir basit bağla bağlasın bağlayın
bağlayınız
bağlasınlar
hikâye
rivayet
şart
olumsuz çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit bağlamadım bağlamadın bağlamadı bağlamadık bağlamadınız bağlamadılar
hikâye bağlamadıydım bağlamadıydın bağlamadıydı bağlamadıydık bağlamadıydınız bağlamadıydılar
rivayet
şart bağlamadıysam bağlamadıysan bağlamadıysa bağlamadıysak bağlamadıysanız bağlamadıysalar
bağlamadılarsa
belirsiz geçmiş basit bağlamamışım bağlamamışsın bağlamamış bağlamamışız bağlamamışsınız bağlamamışlar
hikâye bağlamamıştım bağlamamıştın bağlamamıştı bağlamamıştık bağlamamıştınız bağlamamıştılar
rivayet bağlamamışmışım bağlamamışmışsın bağlamamışmış bağlamamışmışız bağlamamışmışsınız bağlamamışmışlar
şart bağlamamışsam bağlamamışsan bağlamamışsa bağlamamışsak bağlamamışsanız bağlamamışsalar
bağlamamışlarsa
geniş basit bağlamam bağlamazsın bağlamaz bağlamayız bağlamazsınız bağlamazlar
hikâye bağlamazdım bağlamazdın bağlamazdı bağlamazdık bağlamazdınız bağlamazdılar
rivayet bağlamazmışım bağlamazmışsın bağlamazmış bağlamazmışız bağlamazmışsınız bağlamazmışlar
şart bağlamazsam bağlamazsan bağlamazsa bağlamazsak bağlamazsanız bağlamazsalar
bağlamazlarsa
şimdiki basit bağlamıyorum bağlamıyorsun bağlamıyor bağlamıyoruz bağlamıyorsunuz bağlamıyorlar
hikâye bağlamıyordum bağlamıyordun bağlamıyordu bağlamıyorduk bağlamıyordunuz bağlamıyordular
rivayet bağlamıyormuşum bağlamıyormuşsun bağlamıyormuş bağlamıyormuşuz bağlamıyormuşsunuz bağlamıyormuşlar
şart bağlamıyorsam bağlamıyorsan bağlamıyorsa bağlamıyorsak bağlamıyorsanız bağlamıyorsalar
bağlamıyorlarsa
gelecek basit bağlamayacağım bağlamayacaksın bağlamayacak bağlamayacağız bağlamayacaksınız bağlamayacaklar
hikâye bağlamayacaktım bağlamayacaktın bağlamayacaktı bağlamayacaktık bağlamayacaktınız bağlamayacaktılar
rivayet bağlamayacakmışım bağlamayacakmışsın bağlamayacakmış bağlamayacakmışız bağlamayacakmışsınız bağlamayacakmışlar
şart bağlamayacaksam bağlamayacaksan bağlamayacaksa bağlamayacaksak bağlamayacaksanız bağlamayacaksalar
bağlamayacaklarsa
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit bağlamayayım bağlamayasın bağlamaya bağlamayalım bağlamayasınız bağlamayalar
hikâye bağlamayaydım bağlamayaydın bağlamayaydı bağlamayaydık bağlamayaydınız bağlamayaydılar
rivayet bağlamayaymışım bağlamayaymışsın bağlamayaymış bağlamayaymışız bağlamayaymışsınız bağlamayaymışlar
şart
şart basit bağlamasam bağlamasan bağlamasa bağlamasak bağlamasanız bağlamasalar
hikâye bağlamasaydım bağlamasaydın bağlamasaydı bağlamasaydık bağlamasaydınız bağlamasaydılar
rivayet bağlamasaymışım bağlamasaymışsın bağlamasaymış bağlamasaymışız bağlamasaymışsınız bağlamasaymışlar
şart
gereklilik basit bağlamamalıyım bağlamamalısın bağlamamalı bağlamamalıyız bağlamamalısınız bağlamamalılar
hikâye bağlamamalıydım bağlamamalıydın bağlamamalıydı bağlamamalıydık bağlamamalıydınız bağlamamalıydılar
rivayet bağlamamalıymışım bağlamamalıymışsın bağlamamalıymış bağlamamalıymışız bağlamamalıymışsınız bağlamamalıymışlar
şart bağlamamalıysam bağlamamalıysan bağlamamalıysa bağlamamalıysak bağlamamalıysanız bağlamamalıysalar
bağlamamalılarsa
emir basit bağlama bağlamasın bağlamayın
bağlamayınız
bağlamasınlar
hikâye
rivayet
şart


Deyimler

[düzenle]

ağzını dilini bağlamak,altmış altıya bağlamak, atını sağlam kazığa bağlamak, ayağını bağlamak, başını bağlamak, bel bağlamak, beste bağlamak, bohçasını bağlamak, çenesini bağlamak, dilini bağlamak, el bağlamak, elini kolunu bağlamak, esmere al bağla, karşısına geç ağla gönül bağlamak, göz bağlamak / gözünü bağlamak, hükme bağlamak, içi yağ bağlamak, karalar bağlamak, kemer bağlamak, kısmetini bağlamak, köpeği bağlasan durmaz, kuyruğuna teneke bağlamak, oluruna bağlamak, örümcek bağlamak, pamuk ipliği ile bağlamak, para bağlamak, işini sağlama bağlamak, sayfa bağlamak, şarta bağlamak, tatlıya bağlamak, uçkurunu bağlayamamak, ümit bağlamak, yüreği yağ bağlamak, .

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]
bağlamak

Kaynakça

[düzenle]